3.7/5 rating (3 votes)

Karadeniz'in Denizini Tanımak

Denizler, bir okyanus ile bağı olan ve büyük bir alanı kaplayan ve genellikle tuzlu olan sınırları belli su kütleleridir. Kıta sahanlığı, haliçler ve su kenarları insanların beslenmesi, yerleşimi ve dinlenmesi açısından yeryüzünün en önemli bölgeleridir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye'nin deniz sınırları, ülkemizi dünyaya açan en önemli kapılar olup stratejik olarak önemimizi arttırmaktadır. Kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege Denizi, Anadolu ve Trakya toprakları arasında güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı yer alır. Bunlardan Akdeniz Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusuna, Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz, Umman Denizi ve Hint Okyanusuna bağlanır. 1687 km. kıyı uzunluğuna sahip olan Karadeniz, Türkiye'nin kuzeyinde doğu-batı doğrultusunda uzanan büyük bir iç denizdir. Karadeniz adını Osmanlı ve Selçuklu Türkleri’nden almıştır. Türkçe'de 'Kara' Kuzey yönünü ifade eder.

Karadeniz’in genişliği batıya doğru artar. Bu genişlik doğuda Rize ile Sohumkale arasında 225 km iken, Samsun ile Kerç arasında 480 km’yi bulur, doğudan batıya en geniş yeri 1.175 km’ dir. 8 bin 350 km kıyı şeridine sahip, en derin noktası 2.210 m olan Karadeniz, Azak Denizi dahil 461.000  km² alan kaplar. Karadeniz'in Anadolu kıyılarında daha çok küçük koylar bulunur. Dağların kıyıya paralel uzanması bu duruma etkendir. Karadeniz ada bakımından fakir bir denizdir. Karadeniz de büyük derinlikler olmasına rağmen, kuzeybatı da derinlik sahaları azalır. Karadeniz'in kuzeyindeki Azak Deniz'inde en fazla derinlik ancak 15 m. olmasına rağmen, baz bölgelerde 2200 metreyi bulur.  

Karadeniz’in tuzluluk oranı farklı bölgelerde değişkenlik göstermekle birlikte ortalama ‰16 civarındadır. M.Ö. 6'ıncı binyıla dek bir tatlı su gölü olan Karadeniz, bu tarihten sonra tuzlu bir denize dönüşmüştür. Bol yağış alır ve birçok akarsuyla beslenir. Aynı zamanda buharlaşmanın az olması da buna bir etkendir. Karadeniz'in su sıcaklığı temmuz ile ağustos aylarında 20 ile 26 derece arasındadır. Enlem etkisinden dolayı Karadeniz'in Anadolu kıyıları, kuzeye oranla daha sıcaktır. Kışın kuzeyde sular 2–3 dereceye kadar iner, ama yaz kış arasında görülen bu sıcaklık farkı sadece yüzey sularına aittir.2000 metre derinlikteki suların sıcaklığı yılın her mevsimi 9 derecedir.  Karadeniz’e dökülen pek çok ırmak vardır. Bunların en büyük beşi: Dinyeper, Dinyester, Don Irmağı, Kuban Irmağı, il bütün Doğu ve Orta Avrupa’yı kapsayan Tuna Nehri’dir. Tuna tek başına her yıl 203 km3 tatlı suyu Karadeniz’e taşır. Bu miktar Kuzey Denizi’ne akan bütün tatlı sulardan fazladır. Karadeniz, bol su taşıyan akarsularla beslendiğinden ve bol yağışlı bir bölgede bulunduğundan su seviyesi yüksektir. Su seviyesinin yüksek ve tuzluluk oranının düşük olması nedeniyle Karadeniz’den Marmara Denizi’ne doğru bir üst akıntı bulunmaktadır. Marmara Denizi’nden de Karadeniz’e doğru alt akıntı bulunur.

Tüm denizlerimizde olduğu gibi Karadeniz'in flora ve faunası evsel ve endüstriyel kirlenme nedeniyle her geçen gün fakirleşmektedir. Irmaklardan gelen organik madde miktarı deniz suyundaki bakterilerin normalde ayrışabileceğinden daha fazla olduğundan, bakteriler deniz suyunda normalde bulunan çözünmüş oksijen yerine deniz suyunun bir bileşeni olan sülfür iyonlarından oksijeni temin ederler. Bu işlemin sonucunda ortaya son derece zehirli hidrojen sülfür (H2S) gazı çıkar ve 200 metrenin altında yaşamı engeller. Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfür rezervidir. 150-200 metre arasında değişen derinliklerin altında yaşam yoktur. Suda oksijen bulunmaz ve H2S yüklüdür. Hidrojen Sülfür bulunduğu yerdeki tüm eko sistemi öldürür, sahil balıkçılığını yok eder ve eğer yüzeye çıkarsa gemilerin altını yarattığı kimyasal bileşimle siyah renge boyar. Özellikle Tuna Nehri tüm Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'ın endüstri ve evsel atık sularının boşaltıldığı bir yüzeysel su olup, doğal yaşam için ölümcül miktarda organik ve inorganik maddeyi Karadeniz'e getirmekte kirlilik oradan Boğazlar yoluyla da Marmara Denizi'ne taşınmaktadır. 1980'lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz'e gelen ve orijini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi (Taraklı deniz anası) adlı canlı türünün doğal düşmanı olmadığı için Karadeniz'i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli oranda düşme yaşanmasına sebep olmuştur. Samsun-Sarp Sınır Kapısı arasında 542 kilometrelik mesafede inşa edilen ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yatırımlarından birisi olarak gösterilen Karadeniz Sahil Yolu inşası sırasında sahil boyunca yapılan dolguların özellikle kıyı bölgelerinde yaşayan deniz canlılarına zarar verdiği çok sayıda bilim adamınca iddia edilmiş ve yolun yapımı bitmiş olmasına karşın, inşaası ve sonuçları kamuoyunda hararetli tartışmalara sebep olmuştur.

Tür çeşitliliği açısından zengin olmayan Karadeniz’de açık sularda, yunus ve domuz balığı kolonilerinin yanı sıra arasında kıyılara dek vuran palamut ve hamsi sürülerine rastlanmaktadır. Bununla birlikte ekolojik sorunlar yüzünden günümüzde uskumru balığı kaybolmuş, palamut ve lüfer miktarı azalmış hamsi ise aşırı avcılığı nedeni ile soyu tükenme tehlikesi altına girmiştir,çünkü Hamsi sadece Karadeniz'e özgüdür. Pisi, dere pisisi, kalkan ve çaça azalmış, kofana, torik, çinekop cinsleri tükenmiştir. Dünyanın en lezzetli balığı hamsinin stoğu, boyu ve ağırlığı azalmış, havyarı için avlanan ve nehir ağızlarında yaşayan Mersin balığının, kirlilik ve aşırı avlanma sonucu nesli tükenmiştir.

Denizlerimizin karşılaştıkları çevre sorunları aslında diğer ekosistemlerin yaşadıkları çevre sorunlarından pek farklı değildir. Deniz taşımacılığının sonucu olarak petrol tankeri kazaları, atıksular, deniz kıyılarının doldurulması, su ürünlerinin aşırı ve bilinçsiz avlanması denizlerin karşılaştığı sorunların sadece birkaçıdır. Ancak, tüm akarsuların eninde sonunda denize döküldükleri düşünülecek olursa, karaların içlerinden kaynaklanan tüm kirleticilerle birlikte denizlerin kirliliği de gün geçtikçe artmaktadır. Endüstriyel, tarımsal ve evsel atıklar başta olmak üzere birçok kirletici kaynak denizlere dökülmektedir. Özellikle Marmara ve Karadeniz'deki kirlilik problemleri diğer denizlere göre kısmen üst seviyededir.

Özellikle, 18. yüzyılda sanayinin gelişmesiyle birlikte günümüzde doğanın tahrip edilmesi korkunç boyutlara ulaşmıştır. İnsanın müdahalesi sonucunda doğal çevrenin hızla olumsuz yönde değiştiğine tanıklık ediyoruz. Yeryüzünün hassas ekolojik dengesi bozuluyor ve bunun olumsuz sonuçlarını çevre felaketleri olarak hepimiz yaşıyoruz. Tüm denizlerimizde olduğu gibi Karadeniz’in de bizim desteğimiz ve korumamıza ihtiyacı her geçen gün artmaktadır yoksa bizi biz yapan değerlerimizden birini daha kaybetmiş olacağız.

KAYNAK: web kurucalı

Comments (0)

Leave a comment

You are commenting as guest.

Eğitmenin Kaleminden

karadenizin-denizini-tanimak
dugumler
  • Active Guests2
  • Unique Visits Today107
Facebook sayfamızı ziyaret edin.
Yakın takip için sayfamızı BEĞEN'in.
https://www.facebook.com/PasifikDalisMerkezi